İHRAÇLAR ÜZERİNE AÇIKLAMA

KHK İLE ÜNİVERSİTELERDE YAPILAN İHRAÇLAR ÜZERİNE KAMUOYUNA AÇIKLAMA

TÜMÖD İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu, Kanun Hükmünde Kararname ile son olarak 330 Akademisyenin  üniversitelerden uzaklaştırılması ile yaşanan gelişmeler hakkında görüş ve düşüncelerini kamuoyu ile paylaşma gereği duymuştur.

İlki 1 Eylül 2016'da yayınlanan dört ayrı KHK ile üniversitelerde 5000'e yakın akademisyenin görevine son verilmiş bulunmaktadır.

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Fetullahçı Terör Örgütü ile mücadele kapsamında ilan edilen Olağanüstü Hal döneminde yayınlanan bu kararnameler "terörle mücadele" gibi genel bir gerekçeye dayandırılmaktadır. Haklarında ihraç kararı verilen kişilerin neyle itham edildikleri bilinmemekte, savunmalarına olanak tanınmamaktadır. FETÖ, terör ve darbelerle mücadele gerekçesiyle başlatılan kamu görevlilerine yönelik uygulama, bu konularda suç olarak gösterilecek hiçbir eylemi olmadığı bilinen akademisyenleri de kapsayacak şekilde genişlemesiyle kamu vicdanında inandırıcılığını yitirmeye başlamıştır. Bir yönüyle 12 Eylül yönetiminin 1402 likler diye bilinen darbeci, baskıcı ve hukuk dışı yöntem ve uygulamalarını hatırlatıcı niteliktedir.

Üniversiteler ve üniversitelerin akademik özgürlüğü, toplumun can damarlarından biridir. Bu özgürlükler yalnızca üniversiteleri değil tüm ulusu ilgilendiren temel özgürlüklerimizdendir. Toplum üniversiteler sayesinde bilimin, akademik araştırmaların sorgulama, doğru cevapları bulma, tartışmalarda aklın ve bilimin yöntemlerini kullanma çabaları ile aydınlanır. Zaman zaman yanlışları olsa da üniversiteler hayati öneme sahip özgür düşünce ve aydınlanma yuvalarıdır. Görüş ve düşüncelerini elbette hukuki sınırlar içinde anayasada ve yasada tanınan amaçlar doğrultusunda toplumu aydınlatmak amacıyla yerine getirirler. Siyasal iktidarlar tarafından kısıtlanıp baskı altına alınırsa bu görevlerini yerine getiremez.  

TÜMÖD İstanbul Şubesi olarak üniversitelerde FETÖ benzeri ulusal birliğimiz için gerçek tehdit oluşturan bölücü ve gerici terör örgüt yapılanmalarına karşı görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşmıştık. Keza kamuoyunda  ‘barış için akademisyenler’ olarak bilinen ‘bu suça ortak olmayacağız’ başlıklı adeta bölücü örgütün diliyle yazılmış bildiriye karşı çıktığımızı da nedenleriyle kamuoyuna açıklamış ve akademisyenleri de bu bildiri konusunda uyarmıştık. Bugün de aynı görüş ve düşüncedeyiz.

Ancak bunlar bahane edilerek terör örgütleriyle bağı olduğu hukuken sabit olmayan akademisyenlere karşı "kurunun yanında yaşın da yandığı" görülen uygulamaları da yanlış buluyoruz. Genel hukuk ilkelerine uygun inceleme, suç unsuru ortaya koyma, soruşturma ve savunma süreçleri işlememektedir. Anayasal haklar askıya alınmış görülmektedir. Nitekim kamuoyunda büyük tepki çeken bu uygulamalara iktidarın sözcülerinden de eleştiriler gelmeye başlamıştır.

Görevden uzaklaştırılan akademisyenlerin neyle suçlandığı konusunda kamuoyu bilgi sahibi değildir. Suçu sabit olmayan, adil yargılama ilkelerine uygun bir süreçten geçmeden kimsenin görevden uzaklaştırılmaması gerektiğinin altını çiziyoruz.

Ulusal birliğimizi ve güvenliği sağlamak için şehitler verdiğimiz bir dönemde Türkiye’de kamplaşmalara, iç çatışmalara yol açacak yeni gerginlikler yaratıcı, adeta ateşe benzin döken uygulamalara son verilmelidir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

TÜMÖD İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu