AİHM’nin Abdullah Öcalan’ın başvurusu ile ilgili kararı

  

- İnsanlık Dışı Muamele İddiaları

Cezaevi Koşulları

Abdullah Öcalan, 17 Kasım 2009′da İmralı adasına 5 mahpusun transfer edilmesine kadar geçen 10 yıl 10 aylık sürede hücrede tek başına olduğunu, ailesi ve avukatlarıyla görüşmesindeki engeller başta olmak üzere dış dünya ile temasının kısıtlandığını, İşkenceyi Önleme Komitesi’nin ve İnsan Hakları Komisyonu’nun tecritin olumsuz etkilerine yönelik uyarılarının dikkate alınmadığını söyleyerek İHAS’ın işkence ve insanlık dışı muamele yasağını düzenleyen 3. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmişti.

İHAM, öncelikle 3. madde bağlamında kötü muamele ve insanlık dışı muameleden bahsedebilmek için durumun belli bir ciddiyeti aşması (asgari vehamet eşiği) gerektiğinden bahsederek genel prensiplerini ve yerleşik içtihatlarını tekrarlıyor. Daha sonra, 2005 tarihinde verdiği Öcalan kararının (başvuru no. 46221/99) ilgili bölümlerini tekrar ederek Öcalan’ın Türkiye’de nüfusun büyük bir çoğunluğu tarafından “ülkenin en tehlike kişisi” olarak görüldüğünü, devletin Öcalan’a karşı aldığı bu güvenlik önlemlerinin anlaşılabilir olduğunu söylüyor.

İHAM ayrıca Öcalan’ın kaldığı hücrenin kaç metre kare olduğunu, günde kaç saat açık hava ezgersizlerine çıkabildiğini vs. inceleyerek bir değerlendirmeye gidiyor. İşkenceyi Önleme Komitesi’nin 2010 tarihli İmralı Cezaevi raporuna da atıfla, Öcalan’ın cezaevi koşullarının Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 2011 tarihli Avrupa Cezaevi Kuralları’na da uygun olduğuna karar vererek İHAS’ın 3. maddesinin ihlal edilmediğini söylüyor.

 

Bilgiye Erişim

İHAM, burada Kasım 2009 öncesi ve sonrası olarak bir ayrıma gidiyor. Öcalan’ın 2009 öncesi sadece kitap ve devlet kanallarını çeken bir radyoya sahip olduğundan, odasında televizyon olmadığından, ayrıca günlük ve haftalık gazetelere/dergilere erişiminin sıkı şekilde kısıtlandığından, avukatlarının ve ailesinin ziyaret edemediği dönemlerde haftalarca haber alamadığından bahsederek  bunun uzun dönemli sosyal izolasyon/tecrit anlamına gelebileceğini söylüyor.

 

Cezaevi Personeli ile İletişim

İHAM, yine İşkenceyi Önleme Komitesi raporlarına dayanarak Öcalan’ın doktorlar başta olmak üzere, cezaevi personeli ile görüştüğünü ancak bunun kısıtlı olduğunu ve sosyal izolasyonu/tecriti engellemediğini söylüyor.

 

Diğer Mahpuslarla ve Aile Üyeleriyle Görüşme

İHAM, Kasım 2009′dan sonra adaya transfer edilen 5 mahpusla Öcalan’ın haftada bir gün bir saat görüşme imkanı olduğunu, masa tenisi, voleybol, satranç gibi grup aktivitelerine katılabildiklerini, ailesi ile olan görüşmelerin ise “kötü hava koşulları” ve “koster/gemi bozuk” gibi gerekçelerle engellendiğini ancak yine de 2007 sonrası görüşmelerin artarak devam ettiğini söylüyor.

 

Avukatlarla ya da Diğer İnsanlarla Görüşme

İHAM, Öcalan’ın avukatları aracılığıyla örgüte talimat verebileceği iddiasıyla hava koşulları ve kosterin bozukluğu gerekçe gösterilerek avukatlarıyla görüşmesinin engellendiğini söylüyor. Mahkeme, Öcalan’ın avukatları ile görüşmelerinin gizlilik içerisinde gerçekleşemediğini, terör eylemleri sebebiyle tutuklanan/hapsedilen biri ile avukatları arasındaki görüşmenin denetlenmesinin diğer tutukluların/hükümlülerin tabii olduğu kurallara göre farklılar içermesinin normal olduğunu, ancak yetkililer tarafından getirilecek sınırlamaların İHAS tarafından tanınan ve güvence altına alınan hakların kapsamına da aykırı olamayacağını ekliyor.

Karar: Tüm bunları birlikte değerlendiren İHAM, Öcalan’ın 17 Kasım 2009 tarihinden önce yaşadığı tecritin İHAS’ın 3. maddesinde düzenlenen insanlık dışı muamele yasağına aykırı olduğuna karar verdi. Mahkeme, 2009 tarihinden sonraki koşullar içinse bir ihlal bulmadı. Ancak Mahkeme’ye göre, 2009′dan sonraki koşullar hakkında ihlal kararı verilmemiş olması yetkililer için bir bahane olmamalı. Yetkililer hala Öcalan’ın cezaevi koşullarını İHAS’ın 3. maddesindeki koşullara uygun hale getirmeli.

Kararı veren İkinci Daire’nin yedi üyesinden üçü – aralarında Türkiye hakimi sn. Işıl Karakaş da var- bu ihlal kararına karşı muhalefet şerhi yazdı. Gerekçe olarak da İHAM’ın 2005 yılında verdiği karardan bu yana Öcalan’ın koşullarında ihlal bulacak kadar ciddi bir değişikliğin olmaması gösterildi. Muhalefet şerhi yazan üyelere göre, özellikle İşkenceyi Önleme Komitesi’nin tavsiyelerinin dikkate alınması, 2008 yılında İmralı’ya yapılan ek bina ve cezaevi koşullarının Öcalan’ın sağlığı üzerinde olumsuz bir etkisi olmaması bu kararı almalarının nedenleri arasında.

 

- Özel Hayata Saygı Hakkının İhlali İddiası 

İHAS’ın 8. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvurunun bu bölümü, Öcalan’ın ailesi ile olan görüşmelerine getirilen kısıtlamaları içeriyor. İHAM, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan kişilerin diğer mahpuslara göre daha özel ve güvenlikli bir rejime tabii tutulduğundan başlayarak 8. madde altında ilgili içtihadını tekrarlıyor. İHAM’a göre, bir mahpusun ailesi ile olan görüşmelerine sınırlama getirilmesi 8. madde bağlamında bir müdahaledir ancak bu sınırlamalar yine 8. maddenin 2. fıkrasında öngörülen “kanun tarafından öngörülme” ve “demokratik bir toplumda gerekli olma” şartlarını taşıdığı durumlarda İHAS’ı ihlal etmeyebilmektedir.

İHAM, somut dava için öncelikle özellikle 5275 sayılı Kanun’a atıf yaparak Öcalan’ın özel bir güvenlik rejimine tabii olmasının yasal bir dayanağını olduğunu söylüyor. Daha sonra ise, getirilen sınırlamaların meşru bir amaç taşıyıp taşımadığına ve sosyal bir ihtiyaç/baskı olup olmadığına bakarak bunun demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığını inceliyor.

Karar: Mahkeme, Hükümet’in örgüte talimat verebilme ihtimali üzerine yaptığı savunmayı ve diğer taraf devletlerde de benzer şekilde öngörülen özel rejimi dayanarak alarak Öcalan’ın ailesi ile olan görüşmelere sınırlama getirilmesini, suçun önlenmesi, kamu düzeni ve güvenliği gerekçelerini göstererek, özel hayatın ihlali olarak görmedi.

 

- “Kanunsuz ceza olmaz” Maddesinin İhlali İddiası

Öcalan, “hiç kimsenin işlendiği zaman suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamayacağı”nı düzenleyen 7. maddenin ihlal edildiğini iddia ediyordu. Burada dayanılan iki nokta vardı. Birincisi, idam cezası kaldırılmadan önce idam cezasına çarptırılan kişilerin parlamento kararı doğrultusunda ölüm cezalarının kaldırılarak 36 yıllık hapis cezasına çarptırılması. İkincisi ise, idam cezasının kaldırılmasından sonra Öcalan’a verilen ilk ceza -şartlı tahliye ihtimalini de içeren- müebbet hapis cezası iken bunun daha sonra -şartlı tahliye ihtimalinin olmadığı- ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çevrilmesi.

İHAM, bu iddialardan ilkini Öcalan için parlamento tarafından verilen resmi bir karar olmaması ikincisini ise başvuruda atıf yapılan hiçbir yasal düzenlemenin, idamın kaldırılması sonrası başvurucuya belirli bir infaz süresi sonrası şartlı tahliye hakkı tanımamasını gerekçe göstererek kabul etmedi.

Öcalan ayrıca 2009 tarihine kadar kendisine uygulanan tecritin yasal dayanağı olmamasından da şikayet ediyordu. Mahkeme, tecritin başvurucunun hapishane hücresinde tecrit edilmesi şeklinde bir karardan değil, pratik olarak hapishanedeki tek mahpus olmasından kaynaklandığını ve bunun başvurucuyu daha ağır bir şekilde cezalandırma amacı değil, başvurucunun yaşamanı koruma amacı taşıdığını söylüyor.

Bu gerekçelerle Mahkeme, bu maddenin de ihlal edilmediğine karar verdi.

 

- Şartlı Tahliye Edilme İhtimalinin Olmamasının İnsanlık Dışı Muamele Olduğu İddiası

Öcalan, aldığı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının tahliye ihtimali içermemesinin yaşadığı tecritle birlikte düşünüldüğünde insanlık dışı muamele yasağını ihlal ettiğini iddia etmişti. Mahkeme, yetişkin bir suçluya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesinin bu anlamıyla tek başına İHAS’ı ihlal etmediğini ancak kişinin tahliye umudu olmadan hapiste kalmasının Büyük Daire’nin 2013 tarihli Vinter ve Diğerleri v. Birleşik Krallık kararı uyarınca İHAS’ın ihlali olabileceğini anlatarak başlıyor.

Karar: Mahkeme, Türk hukukunda yaşlılık ya da hastalık gibi durumlarda cumhurbaşkanının tahliye edebilme yetkisinden ve TBMM tarafından çıkarılabilecek af düzenlemelerinden bahsediyor ancak bu düzenlemelerin başvurucu için uygulanmayacağını da ekliyor. Bu yüzden İHAM, terör eylemleri sebebiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan kişiler için ilgili yasanın cezaya karşı herhangi bir gözden geçirme mekanizması içermemesini İHAS’ın 3. maddesi bağlamında insanlık dışı muamele yasağına aykırı buldu.

Bununla birlikte İHAM, yine Vinter ve Diğerleri v. Birleşik Krallık kararına atıf yaparak, yetkililerden Vinter kararının 111-113. paragraflarında açıklanan ilkelerle uyumlu araçların kabul edilmesi suretiyle kurulacak usul çerçevesinde, halihazırda “tehlikelilik” gerekçe gösterilerek tutulan Öcalan’ın, asgari bir süre sonra hala hangi gerekçe ile hapis halinin devam ettirilmesi kararının verildiğinin gerekçelendirilmesini istiyor ve yetkililere bu gerekçeleri ispatlama yükümlülüğü yüklüyor.

 

- Zehirlemeye Teşebbüs Nedeniyle Yaşam Hakkının İhlal Edildiği İddiası

Öcalan, Mart 2007 tarihli bir mektup aracılığıyla cezaevinde zehirlenmeye çalışıldığını iddia etmişti. Mahkeme, Hükümet’in şikayetle ilgili sunduğu sağlık raporlarını dikkate alarak başvuruyu İHAS’ın 35. maddesinin 4. fıkrası uyarınca dayanaktan yoksun buldu.

 

- Diğer Maddelerin İhlali İddiası

Öcalan, İHAS’ın özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. maddesinin, adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinin, etkili başvuru hakkını düzenleyen 13. maddesinin ve ayrımcılık yasağına ilişkin 14. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştü. İHAM, bu maddeleri ayrıca incelemeye gerek görmedi.

 

- Tazminat

Öcalan’ın 14 avukatı, mahkeme, seyahat ve çeviri masrafları için 55,975 pound ve 237.000 euro tazminat talep etmişti. Mahkeme bu tutarı oldukça fazla buldu ve 25.000 euro ödenmesine karar verdi.

 

- Karar

1) 4′e karşı 3 oyla, 17 Kasım 2009 tarihine kadar geçen süre için cezaevi koşullarının İHAS’ın 3. maddesini ihlal ettiğine,

2) 6′ya karşı 1 oyla, 17 Kasım 2009 tarihinden sonra cezaevi koşullarının İHAS’ın 3. maddesini ihlal etmediğine,

3) 4′e karşı 3 oyla, aile üyelerinin ziyaretlerinin ve aile üyeleriyle görüşmelerin sınırlandırılması bakımından İHAS’ın 8. maddesinin ihlal edilmediğine,

4) Oybirliği ile, İHAS’ın 7. maddesinin ihlal edilmediğine,

5) Oybirliği ile, tahliye ihtimali olmaması sebebiyle İHAS’ın 3. maddesinin ihlal edildiğine,

6) Oybirliği ile, İHAS’ın 5., 6., 13. ve 14. maddelerinin ihlal edildiği iddialarının ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar verildi.